Obezite Cerrahisinde Güncel Yaklaşımlar

Obezite cerrahisinde güncel yaklaşımlar

Obezite ameliyatları açık yöntemlerle 1950’li yıllardan bu yana uygulanan cerrahi işlemlerdir. Ancak obezite cerrahisi alanındaki en büyük ilerlemeler, cerrahların bu ameliyatları minimal invaziv yöntemlerle yani laparoskopik veya robotik yöntemlerle yaptıkları son 20 yılda sağlanmıştır. Obezite ameliyatlarını genel anlamda kısıtlayıcı ve emilimi azaltıcı işlemler olarak iki gruba ayırabiliriz. Kısıtlayıcı ameliyatlar gıda alımında azalmaya ve öğünden sonra doygunlukta artmaya neden olurken, emilimi azaltıcı ameliyatlar ise kalori, protein ve diğer besinlerin emilimini azaltarak etki göstermektedir. Günümüzde en sık uygulanan iki cerrahi işlem sleeve gastrektomi ve gastrik bypass’dır. Sleeve gastrektomi kısıtlayıcı bir ameliyat iken, gastrik bypass hem kısıtlayıcı hem de emilim azaltıcı bir işlemdir.

Sleeve gastrektomi ya da halk arasında tüp mide olarak adlandırılan ameliyat, midenin sol yan kısmının çıkartılması işlemdir. Ameliyat genel anestezi altında yapılır. Mide sol yan kısmı aşağıdan yukarıya fundusa doğru serbestleştirilmesi işlemi tamamlandıktan sonra, stapler dediğimiz otomatik zımba makineleri yardımıyla dikilme ve ardından kesilme işlemi yapılır. Daha sonra hastada kalan mide kısmı ikinci bir dikişle dikilir ve işlem tamamlanır. Ameliyat hem laparoskopik hem de robotik yöntemle yapılabilir. Sleeve gastrektomi işleminin etki mekanizması öncelikle mide hacminin azaltılması yani kısıtlayıcı işlevine bağlıdır. Normal hacmi 1.5-2 litre olan mide bu ameliyat sonrasında 150-200 mL olmakta ve hastanın gıda alımında azalmaya neden olmaktadır. Bunun dışında açlık hormonu olarak adlandırılan ghrelin isimli bir hormon en çok midenin fundus denilen çıkarılan kısmından salındığından, ghrelin düzeylerindeki azalma hastada açlık hissinde azalmaya neden olmaktadır.

Gastrik bypass ameliyatı obezite cerrahisinin en yoğun yapıldığı Amerika’da en sık uygulanan cerrahi işlemdir. Ameliyat genel anestezi altında yapılır. Öncelikle ameliyata 150 cm’lik ince bağırsak kısmının emilim bakımından devre dışı bırakıldığı ince bağırsak anastomozu ile başlanır. Ardından midede 30 mililitrelik yumurta büyüklüğünde yeni bir poş oluşturulur. İnce bağırsağın beslenme bacağı ile bu yeni mide poşu arasında yapılan ikinci bir anastomoz ile ameliyat sonlandırılır. Gastrik bypass ameliyatı hem laparoskopik hem de robotik yöntemle yapılabilmektedir. Gastrik bypass ameliyatı hem kısıtlayıcı, hem de emilim azaltıcı bir işlemdir. Midenin hacmi küçüldüğü için hastanın gıda alımında azalma sağlanır. Bunun yanında ortalama 150 cm’lik bağırsağın emilim dışı bırakılması neticesinde, hastada total kalori, protein ve diğer besinlerin emilimi azalmaktadır. Bu yüzden gastrik bypass uzun dönem sonuçları bakımından daha başarılıdır. Gastrik bypass ameliyatı etkin, güvenli ve sürdürülebilir bir prosedür olup, IFSO (Obezite ve Metabolik Hastalıklar Cerrahisi Uluslararası Federasyonu), ASMBS (Amerikan Metabolik ve Bariatrik Cerrahi Derneği) ve NIH (Ulusal Sağlık Enstitüleri) tarafından altın standart bir işlem olarak tanımlanmıştır. Bizim serimizdeki hasta grubunun büyük bir kısmını robotik ve laparoskopik yöntemlerle gastrik bypass cerrahisi uyguladığımız hastalar oluşturmaktadır.

Prof. Dr. Abdulkadir Bedirli'nin www.abdulkadirbedirli.com sitesine buradan ulaşabilirsiniz...